Uzayan Sonsuzluktur Aşk

Uzayan Sonsuzluktur Aşk
Bakınca gözlerine mevsimsiz baharlar içimde.
Kavuşamadım.
Lakin susuz bir boşluktu,
Ne vakit kaderi çeksem, kuyumdan.
Lakin ağaçsız orman,

Kendim dışında yürüdükçe.
Farklı yolları aramak,
Akıp giden saatsizlikte,
Sığınacak küçük bir an.
Yok, yok, yok…

Bedellerini gözden geçirirken,
Onun için nelerden vazgeçtiğini,
Değer mi, değmez mi diyen sorguların.
Sen hiç kimse,
Aynı zamanda kimseler de sen.
Gitmişsin kendinden, kaçmışsın geleceğinden.
Cevabı yok, her sonucun hüsran.

Bir yerde gemiler kalkıyor, usulca.
Yüzen ve boğulan aynı nefese girmiş.
Kulaç atarken ruhsuzluğa,
Kaçırmışlar bedeninden yalnızlığı.
O bile yok, hüviyetinde.
Çizilmiş bir duman gibi havada asılı.
Geceyi sıksan yüreğine,
Acaba kaç damla keder akar?
Kaçında birikirsin canınca?

Anlamlı mıyım diye sorarken kendine.
Görüyorsun…
Her şey silik bir harita gibi kafanda…
Pergelin ucunda seviyorum diye bağıran sesin.
Dünyayı gözyaşlarıyla ısıtan alevin.
Değse sana, dokunsa gözlerine,
Ruhun kalorisini harcarsın?
Sarıldıkça içindeki bedene,
Her ölüm topluca aşk,
Her kaçış ikinizi anlatan ufuk.
Kim bilir,
Senin ve onun içinde kimler var?

Hiç bir şey kesmezken seni,
Kanında gezinen kadınlar geliyor, can evine.
O kadar ki,
Kişiliği kaybolmuş insan gibi sokaktasın.

Sağdan sola doğru kayan sisli kaldırım.
Üzerine çökmüşsün, sinmişsin kendi bağrına.
Belki yazılmayı, belki okunmayı bekliyorsun,
Her santim içinden kazındıkça.
Belki kavuşacak, belki de unutulacaksın,
Sonsuzluk aşkla uzadıkça…

Kudret Alkan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir