Tendeki Kafes

Yaşamak vardı, yıldızların saçlarını süslediği gezegende. Şehirlere tutunmak, sonrasında çıkmaz sokak olmuş hayallerde sevincini paylaşıp, kendine bir yol belirlemek. Sonuna kadar senin aşkınla ilerlemek. Rüyadan uyanmak, ya da rüyanın içinde uyanmak. Sebepler sen. Her şey senin tenindeki kafesten. Beni uçurtmalara götüren rüzgar bu olmalı. Bu her şeyin en ince noktasındaki ayrım olmalı. Seninle yürüdüğüm rüya, mahzenlerin içindeki şarap kıvamında. Biz, birbirimize yaratılışın ilk anından beri yoldaş olduk. Umut içinde dostluk kurduk. Kimselere aldırış etmeden, delilik çemberi içinde halkalar çizdik. Sonrasında o halkaların içinden sevişerek geçtik. İşte bizim dünyaya karşı koyuşumuzun öyküsü buydu. Zamanın ötesinden, cennetin bahçelerinden kopan arzular buydu. Bu deli bir yazgının içinden geçebilmekti. Derin bir anlamın içinde apayrı sevgililer olarak pekişmekti. Yürekli sevmenin, aşk yüreğinin tohumundaki çınar ağacının ışığıydı.

Yüreğim taştan hayallerde.
Sen değil miydin, beni bırakan?
Bunca zaman sana doğru yol aldım.
Senden gelen mavi renklere aldandım.
Kendi içimde bir yer buldum.
Seninle bir dünya kurmak ne güzel.
Ne güzel mutlu olabilmek.
Huzuru vicdanla beraber tutabilmek.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Pin It on Pinterest