Kaliteli Aşk Şiirleri Yaralı Beyoğlu

Kaliteli Aşk Şiirleri Yaralı Beyoğlu

Yaralı, yaralı…

Her şeyin başlangıcı yoktu aslında.

Sen kim bilir nerede, hangi masanın tezgahında? Oysa rakılar sıralardık, Taksim’in hengamesinde. Ya da bir tutam esrarın kalbinde.

Ben kimdim, ya da kimlerin içinde.

Ben neydim, beni tanımayanların kaderinde…

 

Neydi, Beyoğlu’nun insan sindiren ara sokakları. Arka sokaklarda bir şair eroine düşer.

İçtikçe nabzını isyan eder, içindeki Tanrı. Oysa Tanrı’lar her zaman affetmez midir?

 

Soruyorum günahlara, soruyorum aşıklara. Ya da kendini kaybeden insanoğluna.

 

Nedir, Taksim’in akıp giden kalabalığı.

Biz ki, balık pazarında tutkulu bir kadehte güle oynaya. İnsanları içerdik, ya da içtiğimiz dipsiz bir yaşam.

Ölüm kovalayınca her insan sonbahar. Vakit geldi gelecek birazdan.

Bir kadeh de sakidendir, hani kırılgan.

 

Al beni, bir lokma şifamız olsun ezelden. Vatan, ya da dünyadır benim çocukluğum.

Ne kadar dolandıysam, her bir metrekarede sen. İçtiğim suyla konuşurken aklımdaki senden.

Geçmedi ve geçmeyecek bu ilahi şarkı. Hani seni yazarlar, hani seni okurlar.

Kıyısız ensem, sahilsiz sakallarım. Dokunsana, okşasana içimdeki adamı.

 

Belli ki, uzun zamandır yazmıyorum.

Sığmadım, sığamadım sendeki yeryüzüne.

Artık çok geçti, o yollarda tanıyamayız birbirimizi. Her şey kendinden kaçtı, ya da terk edildi.

Şimdi bulutlar da yağmursuz. Şimdi dünya da insansız.

Kalmadı konuşacak, kalmadı dertleşecek.

 

Ne demek istediğimi anlarsın, ya da anlamazsın. Ben sadece hissettiğim toprağın içinden geçen. Bir melodinin, bir ezginin sana dönüşümü.

Merkezimden asılıyım, hani darağaçlarında görünen. Hani senin limanlarındı, hani benim sığınaklarımdı.

 

Değişti dünya, değişti belki de cehennem.

Acaba yaşadıklarım mıdır, yoksa keskin kader kokusu. Kim bilir kaçıncı sokaktan kalma sarhoşluk.

Ya da içtiğimiz, hatta geçtiğimiz Beyoğlu yolları. Eskittiğimiz, kaç kişinin aşkla boğulduğu.

Koskoca bir dünyanın yutulduğu.

Garibanların sokaklarda boylu boyuna sıralandığı. Hani çalgıcıların yanında biramı alıp da,

Kendimi insan seline bırakan gözlerim.

 

Bunlar anı oldukları kadar yaşamdılar. Bunlar benim oldukları kadar seninleydiler.

Çünkü boşuna değildi, kendimi İstiklal caddesine sıralamam. Boşuna değildi, kendimi uçsuz bucaksız bir acıyla kovalamam.

 

Kaçan bendim, kovalayan bendim anlayacağın. Şimdi de bulunan benim, kaybolan da benim.

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Pin It on Pinterest