Aşk Şiirleri Damar Yorgun Gözaltı

Aşk Şiirleri Damar Yorgun Gözaltı

Ölüm anlık mıdır, yorgun gözaltında. Bir kısmımız ne kadar hiçlikle dolu. Hep aynı kadını yaşamak, insanlık denen organda. Geçmiyor, tükenmiyor ve bitmiyor kaderin uğultusu. Her yangın benim. Her ateş bendeki adamlığın bir göstergesi. Uğruna gemileri hiçe sayan, uğruna limanları alabora eden bir düzmece insanım.

 

Ben, ben değilim bir kez daha. Rüyaların benliklerinden dışarı doğru süzülen, varlığı ve yokluğu aynı çatı altında hiçleştiren kıyasıya bir öykü bu. Bu ikimizin sancağından süzülen gözyaşları. Biliyorum ki, onlar aşkın pusulasını taşıyorlar. Aşk için aşığın içindeki duvarı

tekmeliyor ve yumrukluyorlar. Ben yine aştım kendimi. Ben, yine kendimdeki Tanrı’lığın boyunduruğunda. Bir meltem gibi insanlığın üstüne esen poyrazım. Söyle sevgili. Benim her aynım aşkla doluyken, ben nasıl insan olurum? Ben nasıl geri dönerim, eskilerin

vazgeçemediği anıların şarkılarına.

 

Yürüyorum, hasret denen girdabın üzerine. Seninle geçen her anımla yeni doğmuş gibiyim. Beyazdan maviye, maviden göklere uzanan.

Nefesler içinde kalbinin ateşine gömülen.

Bu benim, ben senin dipsizliğin, ben senin ruhunun sesi. Ne de olsa kader denilen,

Tanrı’nın yeryüzündeki ayak izleri.

 

Bir yol var mıdır, düzen içinde. Bir düzen var mıdır, umutların üstünde. Hep aynı ya da farklı olan dünyaların içinden geçiyoruz. Biz, kendi cennetimizi cehennemle ödüllendiriyoruz. Ya da bir itiraf beşiğinde gerçek aşkı kovalıyoruz. Duman ya da ateş olsak da, ömrümüzdeki

limanları fetih eden deli bir aşkız, biz. Biz, her şeyin üzerinde ölüme asılmış iki satırlık dünyayız. Ve insanlar okurlar bizi. Son kez bilinçlerindeki rüya katmanlarıyla aşkın ne anlama geldiğini fark ederler. İşte orası, onların durma noktasıdır. Orası onların hayallerindeki

hiçliğin fark edilme zamanıdır.

 

 

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Pin It on Pinterest