Aşk Şiirleri Ağlayan Satırlar

Aşk Şiirleri Ağlayan Satırlar

Nasıl yazsam bilemiyorum. Satırlar ağlıyor, karanlık rüzgarın ucube köşelerinde. Onlar ki, benim mırıldandığım öyküleri biliyor. Onlar beni bilen bir ben. Onlar, Tanrı’nın yudumladığı gözyaşlarından arta kalan kadınla erkek. Sen ne biçim soytarısın, ey ölüm… Belki de

mucizeleri kovalıyorsun, kendi dünyanda. Belki de cennet ve cehennemin birbirine tutunduğu aşkta beni var ediyorsun.

 

Gasp edilen şehrin içinde ben miyim ölü, yoksa sen mi yaşayışın ardındaki ölümsüzlük. Beni ben eden ne varsa, al senin olsun ölüm. Belki bir hançer dipsizliğinde saklı kalan aşk, seninle benim duvarımdaki sevgiliyi var eden olur. Belki sevgili hıçkırır da, güneş bir kere daha

imana gelir. Perdeler ve kapalı yastıklar arasında gün ışığını kovalayan bir şarkı oluruz. Ve kendimizi ölüm içinde diriltiriz.

 

Öldür, öldür de gitsin, acı.

Tuhaf ikilemler geçidinde söylenen ben değildim. Sen ki, dirilişin aşkında beni ben eden.

Bir nehir ki,

Gözyaşı hıçkırmaya kadar ayakta ağlayan şehir. Ben kayboldum, kendi limanımda.

Dünya sussun, sizler susun imanımda.

Pencere alevi kovalıyor, ne vakit dalgınlaşsam.

Şizofren bir dünyanın kollarında ben yine sendeki aşkta. Sanrı desen anımsadıklarımın çukurunda.

Beni tutma, beni bırakma ey Yaradan…

Bitkinim, burkulmuş sokağın paradoksundaki sevgili. Sevmek, sevmeye erişmiyor, acı geldikçe.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Pin It on Pinterest